29 Aralık 2007

Ayın Şefi Tarih değişikliği  

6 Yorum var


Ocak ayı etkinliği tarihinin hem bayram hemde yılbaşına denk gelmesi yüzünden değiştirilmesini isteyen mesajlar geldi. Buyüzden tariflerin gönderilmesi için son katılım tarihi 6 Ocak 2008 kadar uzatılmıştır. Bloglarda yayınlanma tarihi ise 7 Ocak 2008 Pztesi olucaktır.

Biliyorum çok yeni bir etkinlik ve malzemeler biraz zorlayıcı olabilir. Ama amacımız yeni birşeyler yaratmak ve paylaşmak değilmi zaten!

Ayrıntılı bilgilere AYIN SEFI blogundan ulaşabilirsiniz.

Not: Etkinliği desteklemek için logonun sayfanızda yer almasını isterseniz HTML kodunu blog sayfasından kopyalayabilirsiniz.

Yeni Yılınız Kutlu Olsun



Yazının devamı...
25 Aralık 2007

Linzer Tart  

8 Yorum var

Bu tartı aslında çok önceden yapmıştım ama birtürlü yayınlamaya fırsat bulamamıştım. Yılbaşından önce yayınlarım hemde yılbaşı için güzel bir tatlı alternatifi olur diye düşünmüştüm. İyiki yayınlamayıp biraz bekletmişim. Sevgili Burçin'in seçtiği etkinlik için hazırlayacağım bundan daha güzel bir tarif olamazdı. Konu seçimin için çok teşekkürler Burçin.

Tartın tarifi Pierre Hermé's Chocolate Desserts adlı kitabından uyarladım. Tarifde biraz değişiklikler yaptım. İçine sürülen reçelli kısım yerine , buzlukta daha önce yapıp sakladığım kestane püresi ile biraz çırpılmış kremayı karıştırıp kestaneli bir ara krema hazırladım. Çikolata ile kestane birlikteliği inanılmaz lezzetli oluyor. Tartın hamuru bu güne kadar yaptıklarımdan çok daha farklıydı. Kurabiye tadında ve ağızda dağılan bir tart hamuru. Çok çabuk dağılabilen bir hamur olduğu için biraz zahmetli oluyor ama emin olun sonuç kesinlikle değiyor.


Tart hamuru için;

  • 100 gr. yumuşak tuzsuz tereyağ
  • 2.5 yemek kaşığı pudra şekeri (35 gr)
  • 2.5 yemek kaşığı ince çekilmiş badem (hazır badem unuda kullanabilirsiniz)
  • 1 adet pişmiş katı yumurta sarısı
  • 1/4 tatlı kaşığı tarçın (1 gr)
  • 1 tutam tuz
  • 1 cay kaşığı kabartma tozu
  • 1 tatlı kaşığı badem likörü (opsiyon)
  • 3/4 bardak un (yaklaşık 170 gr)

    Hazırlanması

  1. Yağı rondoya koyup krema haline gelene kadar biraz karıştırın. Ardından pudra şekeri, badem tozu, ufak aparçalara ayrılmış yumurta sarısı, tuz ve tarçını ekleyip hepsini karıştırın. Badem likörünü ekleyin. En son kabartma tozu ve unuda ekleyin. Tart hamuru yumuşak ve dağılabilen bir kıvamda olucaktır. Yuvarlak bir şekil verip şeffaf folyaya sarın ve en az 4 saat sertleşene kadar buzdolabına kaldırın.
  2. Tartı iki şeffaf folya arasında yarım cm. inceliğinde tart kalıbı genişliğinde yuvarlak açın. Tekrar 30 dk. buzdolabına koyup soğutun. Fırını 175 C (350 F) derecede ısıtın.
  3. Tart hamurunu altı çıkabilen tart kalıbına aktarın. Fırında tartın ortasısının kabarmasını önlemek için üzerine yağlı kağıt serin ve ortasına fasulyeler koyup yaklaşık 18-20 dk. pişirin. Yağlı kağıdı çıkartıp tekrar 3 veya 5 dk. rengi hafif koyulaşana kadar tekrar pişirin. Soğuması için bekletin.



Çikolatalı ganaj
  • 225 gr. ufak parçalara ayrılmış bitter (sütsüz) çikolata
  • 1 bardak hazır krema
  • 4 yemek kaşığı tuzsuz yumuşak tereyağ (57 gr)
  1. Çikolataları ufak parçalara kesip bir kaba aktarın.
  2. Kremayı ocağın üzerinde ısıtın. Çikolataların üzerine döküp eriyene kadar plastik spatula (veya tahta kaşık) ile karıştırın.
  3. Ayrı bir kapta terayağını tahta kaşıkla iyice krema haline gelene kadar karıştırın. Çikolatayı 2 etapta terayağa karıştırarak ekleyin.
  4. Çikolata soğuyana kadar biraz tezgahın üzerinde bekletin ama akışkanlığını kaybetmemeli.
Hazırlanması
  1. Tartın ortasına kestaneli kremayı sürün. Krema yerine isterseniz çilek, vişne veya franbuaz mermelatı da sürebilirsiniz.
  2. Üzerine çikolatalı ganajı dökün ve dolaba kaldırın. Ganaj fazla gelirse başka bir yerde kullanmak için dolapta saklayabilirsiniz.
Afiyet olsun


Yazının devamı...
19 Aralık 2007

İyi Bayramlar  

8 Yorum var



Şekerpare

Malzemeler

  • 1 pk. yumuşak margarin
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 3 + 1/3 su bardağı un
  • 1 pk. kabartma tozu
  • 1 pk. vanilya
  • 4 yemek kaşığı irmik
  • 2 yemek kaşığı hindistan cevizi
Şerbeti için;
  • 3 su bardağı tozşeker
  • 4 su bardağı su
  • yarım limon suyu
  1. Önce şerbeti için tüm malzemeleri bir kaba koyup şeker eriyip kıvama gelene kadar pişirin ve soğuması için bekletin.
  2. Hamuru için tüm malzemeleri karıştırıp sert olmayan yumuşak bir hamur hazırlayın. Yağlanmış tepsiye yuvarlak veya istediğiniz şekli verip üzerlerine yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 190 C (375F) fırında 20 veya 25 dk. pişirin.
  3. Fırından çıkartıp hemen üzerine soğumuş şerbeti dökün ve şerbeti çekene kadar bekleyin.

Not: Yumurta sarısı sürmedende hazırlayabilirsiniz, herikiside lezzetli oluyor. Önemli olan hamurun çok sert olmaması. .


Yazının devamı...
16 Aralık 2007

Ayın Şefi Başlıyor !  

5 Yorum var



Ayın şefi etkinliği için gönderdiğiniz samimi mesajlarınız ile heyecanıma ortak olduğunuz için öncelikle hepinize tek tek teşekkür ederim. Umarım bu heyecanımız her ay yeni malzemelerle birlikte artarak devam eder. İşte ilk ayın şefi etkinliğinin malzemeleri;

  • Kuru İncir
  • Lavanta
  • Pirinç


Tariflerin ;

E-mail ile son gönderim tarihi : 29 Aralık 2007 - saat 24:00 'a kadar

Bloglarda yayınlanma Tarihi : 01 Ocak 2008

Etkinliğin katılım Koşullarını tekrar bir gözden geçirelim...

  • Yukarıda belirtilen 3 değişik malzeme ile tamamen size özel ve yenilebilir bir tarif oluşturulacaktır. Bu bir yemek olabilir veya tatlı da olabilir. Sizin yaratıcılığınıza bırakılmıştır. Tek koşul bu malzemelerin üçününde hazırlayacağımız tarifin içinde kullanılıyor olması.

  • Hazırlanan tariflerin metinleri bir text (MS WORD, Notpad vs) dosyasında, fotograflarin ise buyuk boyutta bir resim dosyasi olarak hazırlanıp katılımcı bilgileri ( Katılımcı Adı, Katıldığı yer, Blog adresi) ile birlikte son gönderim tarihine kadar ayinsefi@gmail.com adresine e-mail ile gönderilecektir.

  • Tariflerin etkinliğe katılan tüm bloglarda yayınlanma tarihi 01 Ocak 2008 . Bu tarihden önce hiç birşekilde tarif bloglarda yayınlanmayacaktır. Blogu olmayan katılımcıların tarifleri ise Ayinsefi.blogspot.com adresinde yine aynı gün yayınlanacaktır.

  • Ocak ayının en yaratıcı ve yenilebilir tarifi seçimi icin oylama 14 Ocak tarihinde sona erecek, sonuçlar ertesi günü blogda duyurulacaktır. En iyi ilk 3 sunum fotoğrafının belirlenmesi ise 4 kişiden oluşan bir ekip tarafından yine aynı tarihte duyurulacaktır.

Haydi keşif başlasın...


Yazının devamı...
14 Aralık 2007

Ye#29 : Zeytinyağlı Buğday Salatasi  

4 Yorum var


Ye#29 'un ev sahibi Sıcak Paylaşımlar 'dan sevgili Aysel'e konu seçimi ve bizleri ağırladığı için teşekkürlerimi gönderiğiyorum...

Zeytinyağ bildim bileli evimizin değişmez lezzetidir. Yemeklerde kullanımın yanısıra kahvaltılarda peynirin veya domatesin üzerine azıcık gezdiririz yada , baharatları karıştırıp ekmeğe bana bana yeriz.Yani bizim evde zeytinyağ olmaz ise olmaz... Anneannem her sene bize mutlaka zeytin ve zeytinyağ hazırlayıp gönderirdi. Buyüzden bugüne kadar marketlerden ne zeytinyağı nede zeytin alıp kullanmışızdır. Bende Türkiye'den dönerken mutlaka çantama bir şişe zeytinyağı atardım. Tabii gümrükte biraz zor anlar yaşamıyor değildim ama neyse bu streste sonunda bitti. Artık bende marketlerden yabancı zeytinyağları almak zorunda kalmıyorum. :-) Çok şükür burada da artık kendi zeytinyağımızı kullanabiliyoruz .

İşte bizim evde bukadar zeytinyağ çok seviliyor ama acaba ben zeytinyağlı yemekler yapıyormuyum diye sorarsanız cevabım " çok fazla değil" olucak. Zeytinyağını kullanmayı çok sevmeme rağmen buradaki fasulyeler ve barbunyalardan annemin en sevdiğim o güzelim zeytinyağlılarını yapabilmek imkansız. Bir çok kere denedim ama o lezzetin bence yanına bile yaklaşamadım. Biliyorum belki illa fasulyemi diyeceksiniz. Ama zeytinyağlı deyince benim aklıma ilk gelen zeytinyağlı dolma ve zeytinyağlı barbunyadır. Pırasa ve yerelması ile aramız pek hoş olmadığı için bende bu etkinliğe farklı bir tarif ile katılmak istedim. Gerçekten çok lezzetli ve bir okadar da sağlıklı bir yemek oluyor. Tek başına yenildiğinde bile gerçekten doyurucu. Bizim evimizde çok sevildi umarım sizde beğenirsiniz.


Malzemeler
Toplam süre: 45 dk.

  • 1+1/4 bardak Su
  • 1/2 bardak aşurelik buğday
  • 1 adet konserve siyah fasulye (yaklaşık 430gr)
  • Yarım Mango
  • 1 adet havuç
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağ
  • 1 tatlı kaşığı balsamik sirke
  • yarım çay kaşığı zencefil tozu
  • tuz
Hazırlanışı
  • Buğdayları suda yaklaşık 45 dk. haşlayın ve süzün. (Ben düdüklü tencere kullanmıştım daha kısa sürede (15dk) haşladım.)
  • Konserve fasulyeleri süzüp yıkayın. (Konserve bulamazsanız sizde haşlayıp kullanabilirsiniz)
  • Mango'yu küçük kara şekillerde kesip hazırlayın. (Mangonun nasıl kesildiğini burada daha önce resimlemiştim. )
  • Havucu ortadan ikiye bölün ve sebze soyucu alet ile zar şeklinde uzunlamasına ince ince kesin.
  • Zeytinyağı, sirkeyi ve zencefil tozunu karıştırın.
  • Tüm malzemeleri bir kaba aktarın ve zeytinyağı ile karıştırıp servis yapın.
Afiyet olsun


Yazının devamı...
10 Aralık 2007

Ayın şefi Aranıyor !  

7 Yorum var

Bir süredir aklımda başlatmayı düşündüğüm yeni bir etkinlik fikri vardı. Bu etkinlik diğerlerinden farklı olmalıydı. Aramızdaki yaratıcı mutfak dahilerini özendirmeliydi. Aslında mutfaga gönül vermiş olan bizler , hepimiz birer şefiz. İçimizdeki yaratıcılığı ortaya çıkarıp yeni tarifler oluşturabiliriz. Işte etkinliğin amacı, içimizdeki bu kıvılcımı ateşlemek, birbirimizle paylaşmak ve yeni şeyler öğrenmek ...

Etkinlik , AYIN SEFİ.blogspot.com adresinden herkes tarafından takip edilebilecek. İstiyorumki bu hepimizin aktif katılımı ile sahipleneceğimiz, blogu olan veya olmayan herkese ait yeni bir ortam olsun.

Peki bu nasıl bir etkinlik olucak...

Herşeyden önce heray belirlenecek olan 3 malzemenin kullanımı zorunlu olucak. Burda amaç farklı 3 değişik malzemeden yepyeni ve tamamen size özel bir tarif oluşturabilmek. Etkinliğin bir kategorisi hepimizin oyları ile ayın şefini seçmek, diğer bir kategori ise ayın sunumu -fotoğraflanmasını- belirleyerek o ayın yemek fotoğrafı birincisini seçmek olucak. Bütün tariflerin aynı gün ve aynı anda yayınlanması ile aynı 3 malzemeyi kullanarak herkesin ne kadar farklı tarifler ortaya çıkartabileceğine tanık olacağız.

Gelelim yeni etkinliğin kurallarına...
  1. Etkinliğe katılım tarihi her ayın ilk günü olucak.
  2. Her ay 3 değişik malzeme ile yeni bir tarif yaratılacak. Bu yemek olabilir veya tatlı olabilir. Amaç verilen bu malzemelerin üçününde hazırlayacağımız yemeğin içinde kullanılıyor olması.

  3. Hazırlanan tarifler, resimleri ile birlikte katılımcı bilgileri ( Katılımcı Adı, Katıldığı yer, Blog adresi) katılım tarihine kadar ayinsefi@gmail.com adresine e-mail ile gönderilecek.
  4. Tarifler her ay, belirlenen aynı günde , katılan tüm bloglarda aynı zamanda yayınlanacak. Blogu olmayan katılımcıların tarifleri ise Ayinsefi.blogspot.com adresinde yayınlanacak.

  5. Tüm tarifler linkleri ile birlikte Ayınsefi blogunda listelenecek ve herkesin oyu ile ayın en iyi tarifi ve en iyi sunumu seçilecek. Oylama her ayın 15'inde sona erecek ve blogda duyurulacak. Akabinde bir sonraki ay için 3 yeni malzeme duyurulacak.
  6. Birinci olan blog sahipleri istedikleri taktirde Ayın şefi ve Ayın sunumu logolarını bloglarında kullanabilecekler.
  7. Ay sonunda tariflerin tamamı yine bu blogda yayınlanıp arşivlenecek.
Ocak ayında başlatmayı düşündüğüm bu eğlenceli ve bir o kadar da öğretici olacağına inandığım etkinlik için desteğinizi ve katılımınızı bekliyorum.

Hertürlü yorumunuzu bana yazarsanız sevinirim.

Sevgiyle Kalın

ALEV


Yazının devamı...
09 Aralık 2007

Ay Çöreği  

14 Yorum var

Ay çöreğini çocukluğumdan beri çok severim. Okula giderken mutlaka pastaneye uğrar yeni çıkmış ay çöreklerinden alırdım. İçine bukadar lezzetli ne koyduklarını da hep merak ederdim.

New Jersey'de otururken Türk pastanelerinden özellikle gider bu çöreklerden 3-4 tane alırdım. Yanında çay ile harika olurdu. Fakat en son aldığımda kullandıkları iç malzeme mi yoksa hamurunun bayatlığındanmı bilmiyorum yerken midem bulandı ve bir daha almadım. Aslında dışardan alınanların içinde kimbilir neler var, çok sağlıksız olduğunuda biliyorum ama yinede dayanazdım. Burada ise bu çöreklerden bulmak imkansız. Amaaaa artık bu ayrılık bitti. Pastane çöreklerinden daha lezzetli ay çöreği artık benim mutfağımda...

Bu çörekler kesinlikle pastanelerdekinden çok daha lezzetli . Hamuru incecik ve hafif sert ağızda dağılan, içi ise tam istediğim kıvamda oldu. Bir çok tarifte maya kullanıldığı için hamur kalın oluyor. Bu yüzden daha çok tatlı poğaça havasında oluyordu ve sevmiyordum. Yaptığım hamurun ise yine mayalı olmasına rağmen, ince ve hafif sert bir dokusu var. Kesinlikle denemenizi tavsiye ediyorum.

İçinde ne olduğunu bildiğiniz ve gönül rahatlığı ile yiyebileceğiniz işte pastane ay çörekleri...


Malzemeler
(12 adet)

  • 90 gr tuzsuz tereyağ
  • 1/2 bardak soğuk süt
  • 3 yemek kaşığı pudra şekeri (25 gr.)
  • 3 bardak Un (375 gr)
  • 1 tatlı kaşığı kuru maya (active dry)
  • 1 yumurta
  • 1 tutam tuz
İç malzemesi

İç malzemesi olarak ben daha önce yaptığım ve buzlukta bekleyen 1 dilim kakaolu kek ve 3 dilim cevizli baharatlı keki kullandım. İçerisine ayrıca, üzüm, kakao, 2 minik parça çikolata, tabağın dibinde kalmış ve hafif kurumuş 2 kaşık çilek reçeli ve 1 kaşık kahverengi şekeri koyup yaklaşık yarım bardak süt ile ocakta yoğun bir hamur haline gelene kadar karıştırdım.

Hazırda kekiniz yoksa aşağıdaki malzemelerin ölçülerini istediğiniz şekilde değiştirip içi hazırlayabilirsiniz.
  • 1 bardak ceviz
  • Yarım bardak toz şeker
  • Yarım bardak süt
  • 2 çay kaşığı tarçın
  • 1 çay kaşığı yenibahar
  • 3 çorba kaşığı bayat ekmek içi
  • 2 çorba kaşığı üzüm
  • 1 çorba kaşığı kakao

Hazırlanışı
  1. Hamur malzemelerini karıştırıp hafif ele yapışan yumuşak bir hamur hazırlayın. İlave un eklemeden , unlanmış tezgahın üzerinde hafifçe ele yapışmayan bir kıvama gelene kadar yoğurun. Hamuru 2 parçaya ayırıp birini buzdolabına kaldırıp diğerini ceviz büyüklüğünde 6 parçaya ayırın.
  2. Hamuru oklava ile incecik açıp içerisine iç malzemesini doldu dolu koyun.
  3. Zarf katlar gibi önce ilk parçayı iç malzemenin üzerine sonra üsteki parçayı üzerine katlayıp şekildeki gibi üçgen katlayın. Elinizle şekillendirerek kenarlarını öne doğru kıvırın ve uçları birleştirin.
  4. Yağlı kağıt serili tepsiye dizin. Dolaptan diğer parçayı çıkartıp aynı şekilde çörekleri hazırlayın.
  5. 1 yumurta sarısının içine 1 tutam şeker ekleyip hamurların üzerlerine sürün. Badem veya susamla süsleyip önceden ısıtılmış 170 C (340F) fırında yaklaşık 30dk. pişirin.




Yazının devamı...
05 Aralık 2007

Rugelach  

12 Yorum var

Klasik Polonya mutfağında Rugala'nın anlamı rulo yapılmış ve kıvrılmış çörek yani basit croissant. Bir başka çeşidi ise Polonyalı Yahudiler'den gelen Rugelach , yani üçgen şeklinde kesildikten sonra arasına tatlı bir malzeme sürülüp ( erik marmeladı vs) rulo yapılan çörek. Her iki hamurda zengin lezzeti ve ağızda dağılan bir özelliği ile damaklarda inanılmaz bir tat bırakıyor.

Aslında bence biraz tehlikeli bir hamur. Yemeğe başladığınızda kendinizi durduramıyorsunuz. Hamurun içinde krem peyniri olduğu için ağzınızda dağılan bir dokusu var. Aynı crosant gibi puf puf bir tad.

Hamurun tarifini çok severek okuduğum Jeffrey Alford ve Naomi Duguid 'in HomeBaking kitabından aldım. ( Kitap şuan Amazon'da 2 ayrı fiyata satılıyor. Bargain olarak alırsanız çok ucuza bu kitaba sahip olabilirsiniz. ) Kitapta iç malzemesi olarak erik marmeladı veya reçel kullanılmıştı. Ben malzemeyi Culinary Inst. kitabından alıp uyguladım. Bence çok daha başarılı oldu. İç malzemesini sizde isterseniz kendinize göre değiştirebilirsiniz.


Malzemeler
32 adet

Hamuru

  • 1 pk. krem peynir (8.oz)
  • 1 pk. tuzsuz yumuşak margarin (2 stick)
  • 2 bardak Un
  • 1/4 tatlı kaşığı tuz
İç malzemesi
  • 1+1/2 bardak ceviz içi
  • 1/3 bardak çikolata
  • 3/4 bardak ahududu reçeli
  • 1/3 bardak şeker
  • 1/2 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 yumurta
Hazırlanışı
  1. Hamur malzemelerini mixere aktarıp, tüm malzemeler karışıp bir hamur olana kadar karıştırın. Yağlı ve yumuşak bir hamur olucak. Un miktarı yeterli geliyor , daha fazla un eklemeyin. Hamuru şeffaf streç folyoya sarıp dolaba kaldırın. En az 2 saat , ama vaktiniz varsa en güzeli 1 gün dolapta bekletin. Ben bir gün beklettim eminim lezzeti buyüzden daha güzel oldu.
  2. Hamuru 4 eşit parçaya ayırın ve 2 parçasını unlanmış tezgahınıza alıp diğer 2 parçasını tekrar buzdolabına geri koyun. Hamur soğuk kalmalı.
  3. 2 parça hamuru ayrı ayrı yuvarlak açıp 8'er adet üçgen şeklinde dilimleyin. Toplam 16 adet ufak üçgen parçalarınız olucaktır.
  4. İç malzemesini hazırlamak için önce küçük parçalara ayrılmış çikolata ve cevizi rondoda parçalayın. Ayrı bir yerde önceden karıştırdığınız şeker ve tarçını ekleyin. Son olarak tüm karışımı reçelle kaşıkla karıştırın.
  5. Reçelli karışımı üçgenlerin üzerine yayın ve çok sıkı olmayacak bir şekilde rulo yapın. Tüm hamurları sardıktan sonra 20 dk. tekrar buzdolabına koyup bekletin.
  6. Fırını 190C (375F) ayarlayıp ısıtın.
  7. Yumurtayı 2 yemek kaşığı süt ile bir kabın içinde karıştırın. Dolaptan çıkarttığınız üçgenlerin üzerine yumurtalı karışımı sürüp yaklaşık 15-20 dk. hamurlar sararana kadar pişirin. Fırının boyutuna ve ısısına göre hamurların pişme süresi değişiyor. Buyüzden 12 dk. sonra mutlaka hamurları kontrol edin.
Afiyet olsun.


Yazının devamı...
03 Aralık 2007

Köfte Çeliği  

2 Yorum var

Bu ayki Kevgir dergisi sevgili Esra için hazırlandı. Blogunda bizimle paylaştığı tüm tarifler, bir gün içerisinde dostlar tarafından paylaşıldı ve dolu dolu çok güzel bir dergi ortaya çıkarıldı. Emeği geçen herkese teşekkürler.

Bende bu sayıda bir köfte tarifini denedim. Daha önce ne adını duymuşluğum vardı nede tadına bakmıştım. Değişik ve Kayseri mutfağına özgü birşey olsun istediğim için bu tarifi seçtim umarım başarabilmişimdir. Diğer tüm güzel tarifler için Esra özel sayısı Kevgir dergisine buradan ulaşabilirsiniz.

" Esra ile son konuştuğumuzda Kayseri mutfağını ve özellikle kayseri mantısını çok beğendiğimi ve öğrenmek istedigimi söylemiştim. Bana "canım sen hiç merak etme, en bilenini bulur sana öğretirim. Hatta sana mantıda postalardım ama şimdi gümrüğe takılır olmaz" demisti. Cok tatlı ve cok şakacıydı.

Huzur icinde uyu sevgili Öğretmenim.



MALZEMELER

Esra'nın dediğine göre " kışları sıkça yapılan (sobanın üzerinde pişirmek için) bir yemek… Belli bir ölçüsü yok herkes kendince bir ölçü kullanabilir."

  • 1 fincan ince bulgur
  • 1 fincan daha kalın Bulgur
  • 1 fincan Kıyma
  • 1 adet soğan
  • Tuz.pul biber,karabiber,nane,kekik,kimyon
  • 1 Yumurta
  • Az Miktarda Un
YAPILIŞI
  1. Bulgurları yıkayın ve un hariç diğer tüm malzemelerle karıştırın.
  2. Bulgurlar dağılmayıp köfte kıvamına gelene kadar yoğurun. Gerekirse icerisine bir miktar un ekleyin. ( Ben yaklaşık 1 yemek kaşığı un ekledim.)
  3. İstediğiniz köfte şeklini verip çok az yağladığınız tavada cok kısık ateşte veya tost makinasında pişirin.
Afiyet olsun.


Yazının devamı...
02 Aralık 2007

Neli Sufle ? Keçi Peynirli  

10 Yorum var

Bu aralar sufle yapmaya takmış bulunuyorum. Once çikolatalı sufle ile başladım. Sonra peynirliler derken sırada daha enteresan bir sufle var. Ama şimdi söylemek olmaz dimi . Beni izlemeye devam edin ...

Resimdeki sufleyi ise evet bildiniz arkadaşlar bu bir peynirli sufle. Keçi peyniri ile yapılan ve benim minik kızımın bir çırpıda midesine indirdiği değişik lezzet de bir sufle. Evet inanması güç ama sadece ucundan tattırmak için miniğime verdiğimde daha isterim demezmi.. Bir kaşık daha derken birtanesini bitiriverdik bile..

Sufle yapmayı daha önce hiç denememiştim. Nedense çok zor olduğunu düşünüyordum. Ama aslında yapımı hiçde zor değil sadece 1-2 noktaya dikkat etmek gerekiyor. Suflede 2 aşama var. Önce pürürsüz kıvamda beşamel sosunu hazırlıyorsunuz daha sonra çırpılmış yumurta aklarını ekliyorsunuz. En önemlisi yumurta aklarını diğer malzemelere karıştırırken çok fazla karıştırıp havasını indirmemek gerekiyor. Birde fotografını çekerken çabuk olmak gerekiyor. Bunlar caanıım suflelerimin ben makinayı hazırlayana kadar puff diye çökmüş halleri. Fırından çıktığında görmeliydiniz kocaman birşey olmuşlardı. Yinede beklediğimden az çöktüler... Gelelim tarife...

Keçi Peynirli Sufle

6 adet minik sufle
Hazırlama süresi : 20dk.
Pişirme süresi : 15 dk.


Malzemeler

  • 3 yemek kaşığı tereyağ
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1/2 bardak ılık süt
  • 114 gr (4oz) yumuşak keçi peyniri
  • 1/4 tatlı kaşığı hint cevizi (nutmeg)
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1/4 tatlı kaşığı karabiber
  • 4 yumurta ( sarıları ve beyazları ayrılmış)
Hazırlanışı
  1. Fırını 190C (375F) ısıtın. Sufle kaplarını yağlayın ve içlerine bir kaşık un atıp tüm kenarları hafifçe unlanmasını sağlayın. Kapları ters çevirip fazla unları dökün.
  2. Hafif ateşte bir kabın içinde yağı eritin. Unu ekleyip 1 dk. karıştırın ve ılık sütü , baharatları ve peyniri ekleyip karıştırın. Bir çeşit daha katı kıvamlı beşamel sos olucak.
  3. Ocaktan indirin ve yumurta sarılarını tek tek karıştırarak sosa yedirin.
  4. Ayrı bir kapta yumurta beyazlarını katı kıvamda olana kadar çırpın. Yavaşça diğer sosa yedirin. Karıştırırken kaşığı altan üste doğru köpük sönmeyecek şekilde döndürerek karıştırın. Çok karıştırmayın sadece tüm malzeme birbirine karışsın ve havası sönmesin.
  5. Sufle kaplarının 3/4 üne kadar doldurun ve ısınmış fırında yaklaşık 12 - 15 dk. fırını açmadan pişirin.

Not: Yumuşak keçi peyniri yerine sert olanlarınıda rendeleyip kullanabilirsiniz.

Afiye olsun...


Yazının devamı...
26 Kasım 2007

Üzümlü Scones  

8 Yorum var


Bu tarifi Sevgili Lale'nin KAYNANA ÇATLATAN TARİFLER etkinliği için hazırlamıştım ama birtürlü fırsat bulup yazamadım. Bu güzel kurabiyeler için çok fazla birşey yazmama gerek yok aslında. Resmi yeterince belli ediyor lezzetini diye düşünüyorum. Tarif, Rose Levy Beranbaum'un "The Pie and Pastry Bible" kitabından uyarladım. Bence bugüne kadar denediğim en güzel scone tarifi.

Sevgiler


Malzemeler

  • 237 gr. tuzsuz soğuk tereyağ
  • 4 bardak un (608gr)
  • 100 gr şeker
  • 2 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 1/2 tatlı kaşığı karbonat
  • 1/4 tatlı kaşığı tuz
  • 264 gr. Krema
  • 1 bardak kurutulmuş siyah üzüm
Hazırlanışı
  1. Fırını 200C (400F) ısıtın.
  2. Bir kaba un,şeker,kabartma tozu,karbonat ve tuzu eleyin. küp küp kesilmiş soğuk yağı koyup mixer ile minik topaklar olama kadar karıştırınç İri taneli toz gibi olucaktır.
  3. Kremayı ekleyip yumuşak bir hamur hazırlayın. Üzümleri ekleyip yoğurun.
  4. Unlu tezgaha alıp dikdğrtgen şeklinde kalınca açın. Zarf şeklinde katlayıp ters çevirip tekra açın.
  5. Bu işlemi en az 3 kere yapın ve katlayıp şeffaf folyaya sarıp 15 dk. dolaba kaldırın.
  6. Hamuru 2 parçaya ayırın. 2 cm. kalınlığında açın ve büyük üçgen vaya istediğiniz şekillerde kesin. Fakat çok küöük ve ince olmasınlar.
  7. Yaklaşık 15 dk. fırında pişirin.
Afiyet olsun


Yazının devamı...

Sevgili ESRA için ele ele  

0 Yorum var



Yaklaşık 1 haftadır ne maillerime bakabildim nede diğer blog arkadaşlarımı takip edebildim. Buyüzden Esra ile ilgili haberi okuyunca inanamadım. Sevgili Esra Perşembe günü aramızdan ayrılmış. Kevgir dergisi sayesinde tanıdığım sevgili arkadaşım artık aramızda yok. Ardından bize KEVGİR dergisi hediye olarak bıraktı. Bu ayki dergi çok farklı olucak. Zerrin'in önerisiyle hepimiz bu sayısı Esra'nın anısına en güzel şekilde hazırlayacağız. Selen blogunda detaylı olarak yazmış. Elimizden geldiğince herkese ulaşması için bende burada yazıyı tekrar yayınlamak istedim. Haydi sizde bir tarif seçin ve sevgili Esra için katılın. Katılmak için sayfanın sağında yeralana yukarıdaki resmin aynısına tıklamanız yeterli. Oradan istediğiniz bir yemeği seçip mail ile gönderin.

Sevgiler

"
Biliyorsunuz ki üç gün önce hepimiz sevgili Esra ile vedalaştık. Esra’nın Zerrin ile birlikte hazırladığı, tariflerinin dışında bize en güzel hediyesi Kevgir dergisi oldu. Kevgir Aralık sayısına kavuşmamıza da sayılı gün kaldı. Zerrin’in önerisiyle biz de istedik ki bu yeni sayı Esra’ya hediye gelsin. Onun sevdiği yemekler, onun kendi tarifleri bizim uygulamalarımız ile yeni sayıda yer alsın. Hüzünlü, mutsuz yazılar değil, mutlu, güzel anılarla dolu eğlenceli bir sayı olsun, Esra’yı gülümsetelim ve sevindirelim. Düşünün ki bu ona bir veda değil sürpriz hoş geldin hediyesi. Esra ile tanışmanızdan, komik anılarınızdan, yorumlaşmalarınızdan, paylaştıklarınızdan bahsedin. Fazla bir paylaşımınız olmadıysa da tarifini o kadar lezzetli pişirin ki anısız da olsa ondan bir aferin kapın.Önümüzde sadece 2 gün var. Bu iki gün içinde aşağıdaki listeden seçeceğiniz yemeği pişirip fotoğrafını da çekerek yazınızla birlikte “esraicin@gmail.com” adresine mail atın. Listedeki her kategoriden seçim yapabilirsiniz. Tariflere ulaşmak için başlıklara tıklayabilirsiniz.Sizden tek ricam seçim yapınca yorum ile tercihinizi iletmeniz. İKİ seçim yapın ki biri sizden önce davrandıysa ikinci tercihiniz size verilsin. Yarın sabah 09.00 itibariyle kişiler ve yemekler listesi hazır olacak. Mail atmak için son gün ve saat de 29.11.2007 Perşembe akşam saat 21.00. Bu tarihten sonra gelecek mailler maalesef kabul edilmeyecek.Lütfen yandaki banner’ı sayfanıza koyarak herkesi bu faaliyetten haberdar edin ve detaylar için banner’a tıklamalarını rica edin.

Haydi! Esra’ya yüreğindeki kocaman sevgisine layık olduğumuzu gösterelim. "


Yazının devamı...
18 Kasım 2007

Çikolatalı Krema (Custard)  

6 Yorum var

Farkettim ki bir tatlı ve özellikle çikolata hastası olan biri için bloğumda yeteri kadar çikolatalı tariflere yer vermemişim. Oysaki en severek yaptığım ve tabiki yediğim tatlı çeşidi çikolatalı olanlar. Sanırım sebebi hemen tüketildikleri için resmini çekmeye fırsat bulamıyor olmam :)

Bu tarif biraz ölümcül bişi. Çikolatayı ve özellikle crema tarzı yoğun bir tat seviyorsanız işte bu tarif sizin için. Özellikle üzerine kaymaklı dondurma ile inanın nefissssss oluyor.

Malzemeler

  • 1 bardak krema
  • 57 gr. (2 oz) bitter çikolata
  • 3 yumurta sarısı
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı vanilya

Hazırlanışı

  1. Fırını 165°C (325°F) ısıtın.
  2. Kremayı ateşe dayanıklı bir kaba aktarın ve kabın kenarlarında ufak baloncuklar çıkana kadar kaynatın. Ocaktan alıp içerisine minik parçalara ayırdığınız çikolatayı ekleyin ve eriyene kadar karıştırın. Ilınmaya bırakın.
  3. Ayrı bir kapta yumurta sarılarını ve şekeri krema haline gelene kadar yaklaşık 5 dk. çırpın. Yavaş yavaş çikolatalı karışımı ve vanilyayı ekleyin. Çikolatalı karışımın çok sıcak olmamasına dikkat edin.
  4. 4 veya 6 adet ufak porselen kaplara ramekin)veya fincana çikolatalı kremayı yarısına kadar aktarın. Kapların üzerşerini aliminyum folyo ile tek tek kapatın.
  5. Fincanları derin bir tepsiye koyup, tepsinin içine kapların yarısına kadar gelecek kadar sıcak su koyun ve fırına yerleştirin. Yaklaşık 15-20 dk. pişirin.
Afiyet olsun.


Yazının devamı...
15 Kasım 2007

Yoğurt  

3 Yorum var



Yurt dışında yaşadığınızda memleketinizin yoğurtlarını özlüyorsunuz. Buradaki yoğurtlar daha çok krema kıvamında ve bence lezzetsiz oluyorlar. İlk defa marketten yoğurt aldığımda hayal kırıklığına uğramıştım. Artık kendim yapmalıyım dedim ve nasıl yapılır, nelere dikkat etmeli diye araştırmıştım. Hayatımda hiç yoğurt yapmamıştım ama aslında hiçde zor birşey değilmiş. Hele çok zor beğenen Babam yaptığım yoğurdu test edip harika olmuş dediğinde nasıl mutlu olmuştum anlatamam. Ev yapımı yoğurt gibisi yok gerçekten. İçinde ne olduğunu biliyorsunuz :) Minik kızıma da gönül rahatlığıyla mis gibi ev yapımı yoğurdu yedirebiliyorum.

Eminim bir çok blogda nasıl yoğurt yapıldığını anlatan yazılar vardır ama gecenlerde bir arkadaş bana mail ile nasıl yoğurt yaptığımı anlatmamı istemişti. Belki hepiniz biliyorsunuz nasıl yapıldığını da. Ama her yiğidin bir yoğurt yeyişi vardır derler ya, işte buda benim yoğurt yapış tarzım.


Malzemeler

  1. 2 lt. Süt (1/2 gallon %2 Reduce fat )
  2. 3 dolu dolu yemek kaşığı yoğurt ( Greek yoğurt veya tam yağlı plain yoğurt)
  3. 1 çay bardağı krema (light cream) Opsiyonel

Nasıl yaptım

  • Yoğurdu ve kramayı bir tencereye koyup kaynatın ve ılınması için bekleyin.Yoğurt yapımındaki en önemli nokta sütün sıcaklığı. Yoğurdun sıcaklığını ölçmek için bir çok kişi termometre kullanıyor. Ama ben bu konuda serçe parmağıma güveniyorum. Parmağınızı sütün içine sokun ve 6 ya kadar sayın. Eğer parmağınız yanmayacak kadar sıcak ise tamamdır. Ama çokda ılık olmamalı yoksa maya tutmaz. Termometre kullanmak isteyenler sütün ısısı 120F - 130F olmalı.
  • Ufak bir kapta 3 dolu dolu yemek kaşığı yoğurdu ılınmış olan 3-4 kaşık süt ile karıştırıp ayran kıvamına getirin.
  • Sütü mayalayacağınız cam veya plastik kaparklı bir kaba aktarın ve hazırladığınız ayran kıvamındaki mayayı ekleyip tekrar hepsi birleşmesi için biraz karıştırın.
  • Kabın kapağını kapatın ve sıcaklığını sabit tutmak için ince bir battaniye veya masa örtüsü ile sarın.
  • Fırını 325F (170C) açın ve içinizden 5e kadar sayıp fırını kapatın. Maksat fırını çok ılık bir sıcaklığa getirmek.
  • Yoğurt kabınızı fırına koyun ve 6 saat bekleyin.
  • Yoğurdu açıp kontrol edin. Üzeri hafif sulanmış ama katı kıvamda bir yoğurt olucaktır.
  • Kabınızın kapağını çıkarın ve 2 kat kağıt huvluyu kabın üzerine örtüp kapağı tekrar üstüne koyun. Kağıt yoğurda değmemeli sadece üstünde kalmalı. Amacımız yoğurdun üzerinde biriken fazla suyu kağıt sayesinde emmesini sağlamak.
  • 1 gece buzdolabında bekletin.
Afiyet olsun.


Püf noktalarım
  • Maya için kullanacağınız yoğurdu kullanmadan önce dolaptan çıkarıp biraz ılınmasını sağlayın.
  • Mayayı yoğurda karıştıtırken çok fazla karıştırmayın. Tüm malzeme birbiri ile karışsın yeter.
  • Yoğurdu fırına veya dolaba taşırken fazla sarsmamaya çalışın.
  • En az 6 saat buzdolabında bekletin.


Yazının devamı...
11 Kasım 2007

Lor Peynirli & Portakallı Kek  

11 Yorum var


Lor peyniri (Ricotta) ile yapılan tariflere devam...

Elimde bol miktarda lor peyniri kalınca ve keki de çok sevdiğimiz için işte ortaya böyle güzel ve değişik bir kek çıktı. Tabii lor peynirli kek olurmu diye düşünenler olabilir. İnanın oluyor ve inanılmaz lezzetli oluyor. Ama bu bildiğimiz anlamda ve daha öncede bir tarifini verdiğim tuzlu bir kek değil aksine tatlı ve ıslak kek kıvamında kuru olmayan sapsarı tatlı bir kek. Lor peynirinin içinde olduğunu kesinlikle anlamıyorsunuz bile. İçine isterseniz ahududu, çilek, bögurtlen gibi meyvelerde koyarak lezzetini arttırabilirsiniz.

Lor peyniri ile ricotta peyniri birbirine benzeyen peynirler olsada dün aklıma birşey takıldı. Burada satılan ricotta peyniri çok kuru olmayan hafif sulu bir peynir. Eğer kullandığınız lor peyniri çok kuru ise çok az süt ile karıştırarak hafifçe sulandırabilirsiniz. Yada tarifimde kullandığım süt miktarını kek hamurunun kıvamına göre ayarlayıp ilave süt ekleyebilirsiniz. Eğer lor peyniriniz yoksa sütü ısıtıp içerisine 2-3 damla limon suyu katarak kendi lor peynirinizi de yapabilirsiniz. Evde yapılan lor peynirleri hem çok daha lezzetli oluyor.

Lor peyniri ile yaptığım tariflere tekrar göz atmak isterseniz buraya linklerini ilave ediyorum. Değişmeyen lor peynirli favorim çikolatalı tartı ise cikolata sevenlere ithaf ediyorum :)


Malzemeler
  • 1/3 bardak sıvı yağ
  • 1 bardak şeker
  • 3 yumurta
  • 1/4 bardak süt
  • 1/3 bardak sıkılmış portakal suyu
  • 1 bardak lor peyniri
  • 2 bardak Un
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • 2 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 1 adet portakal kabuğu rendesi
  • Çilek veya ahududu (opsiyon)
Hazırlanışı
  1. Şeker ile yumurtaları iyice çırpıp krema haline getirin. Yağı ve lor peynirini katıp tekrar karıştırın.
  2. Sütü, portakal suyunu ve rendesini ekleyin.
  3. Ayrı bir kapta un, tuz ve kabartma tozunu eleyin ve karışıma ilave edin. Tüm malzemeler iyice karışıp kek kıvamına gelene kadar karıştırın. Arzu ederseniz içerisine çilek veya ahududu ekleyebilirsiniz.
  4. Önceden ısıtılmış 325F (165C) fırında yaklaşık 1 saat pişirin.


Yazının devamı...
10 Kasım 2007

Seni cok özlüyoruz  

0 Yorum var



İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Yazının devamı...
07 Kasım 2007

Lor Peynirli Ekmek  

6 Yorum var


Dolapta nerdeyse kullanım süresi gececek Ricotta (Lor peyniri) vardı ve biran önce kullanmam gerekiyordu. Büyükçe bir kutu olduğu için sadece lazanya yapmakla bitiremedim. Buzlukda saklamak istemediğim için hem kek hemde ekmek yapmak en iyi çözümdü. Sıvadım kollarımı girdim mutfağıma.. 3 gün içinde 2 adet lor peynirli ekmek , 2 adet kek yaptım. Ekmeklerden ilkini ekmek makinasında pişirdim. Diğerini ise fırında yaptım. Uzun zaman önce aslında bu tarifi yazmayı planlıyordum ama birtürlü resim çekmeye fırsatım olmamıştı. Çok beğenerek yediğimiz bir ekmek. Hele kızarttığınızda tadına doyum olmuyor gerçekten. Lor peyniri ekmeğin dışına çok hoş bir renk ve kıtırlık veriyor içini ise yumuşacık yapıyor. Israrla denemenizi tavsiye ediyorum :) .... Ben ekmeğin içine 1/4 oranında çavdar unu koydum ama hepsini isterseniz beyaz un ile yapabilirsiniz.

Malzemeler
  • 2 bardak Un
  • 1/2 bardak çavdar unu
  • 1.5 tatlı kaşığı kuru aktif maya
  • 1/3 bardak süt
  • 1 bardak lor peyniri (Ricotta)
  • 2 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 1 yumurta
  • 2.5 yemek kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
Hazırlanışı
  1. Ekmek makinasında yapacaksanız: Çnce sıvı malzemeleri kaba koyun daha sonra kuru malzemeleri üzerine aktarın. Normal ekmek ayarında (yaklaşık 2.5 saat) pişirin.
  2. Fırında yapacaksanız: Tüm malzemeleri karıştırın. Un eklemeyin yeterli geliyor. Hafif ele yapışan kıvamda bir hamur olucaktır. Yoğurup yaklaşık 1 saat mayalanmasını bekleyin. Tekrar yoğurup şekillendirip tekrar 1 saat daha bekleyip önceden ısıtılmış 200C fırında pişirin.
Afiyet olsun



Yazının devamı...
05 Kasım 2007

Badem & Kayısılı Yulaflı Kurabiye  

0 Yorum var

Yulafı, genelde müsli olarak yani içinde kurutulmuş meyve parçacıkları ile birlikte kahvaltıda tüketiriz. Yada ekmek yapılırken pişirme aşamasına geldiğinde üzerine serperiz. Peki hiç kurabiye olarak denediniz mi ? İçine istediğiniz meyva parçalarını koyarak değişik lezzetlerde çeşit çeşit yulaflı kurabiyeler yaratabilirsiniz. Özellikle bir bardak sütün yanında harika oluyor. Kevgir dergisinde yazdığım bu kurabiyelerde işte bizim favori kurabiyelerimiz. Dışı hafif sert ama içi inanılmaz yumuşak ve son derece lezzetli...


Malzemeler

  • 1 ¼ bardak Yulaf (oatmeal)
  • ¾ bardak Un
  • ½ tatlı kaşığı karbonat
  • ½ tatlı kaşığı tuz
  • 120 gr tereyağ (1 stick)
  • ½ bardak esmer şeker
  • ¼ bardak şeker
  • 1 yumurta
  • 1 tatlı kaşığı vanilya
  • ¾ bardak kuru kayısı parçaları
  • ¾ bardak badem (minik parçalanmiş)
  • ½ bardak hindistan cevizi (opsiyonel)

Hazırlanışı

  1. Fırını 175 C (350F) ısıtın.
  2. Şekerleri ve yağı krema haline gelene kadar mixerde çırpın. Ardından yumurtayıda ekleyip iyice karıştırın.
  3. Un, yulaf ve karbonatı ilave edin. En son kayısı, hindistan cevizi ve bademi ilave edip hepsi özleşene kadar karıştırın.
  4. Dondurma kaşığı ile hafif yağlanmış yada yaglı kağıt serili tepsiye aralıklı olarak koyun. Yaklaşık 12 adet orta büyüklükte kurabiye olucaktır.
  5. Önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 20-25 dk. Pişirin.

Afiyet olsun


Yazının devamı...
02 Kasım 2007

Cevizli Linzer Kurabiye  

8 Yorum var


KEVGIR dergisindeki cevizli linzer kurabiyelerim. Cevizin olduğu her tarif bence çok ama çookk lezzetli oluyor.


Malzemeler


  • 2 bardak Un
  • ½ tatli kaşığı kabartma tozu
  • ¾ bardak ceviz
  • 2 yemek kaşığı pudra şekeri
  • 1/8 tatlı kaşığı tuz
  • 1/8 tatlı kaşığı tarçın
  • 125 gr soğuk tereyağ
  • ¼ bardak şeker
  • 1 çay kaşığı vanilya
  • 1 yumurta
Hazırlanışı
  1. Unu, kabartma tozu ile birlikte bir kaba eleyin.
  2. Ayıklanmış cevizi 15 dk. fırında hafifçe kavurun. Soğuduktan sonra pudra şekeri ve tarçın ile birlikte rondoda un haline gelene kadar öğütün.
  3. Cevizi bir kaba aktarın, tereyayağ ve şekeri ekleyip krema haline gelene kadar mixerde çırpın. Ardından yumurta ve vanilyayı ekleyin. En son elenmiş unu katıp düşük hızda çırparak tüm malzemelerin iyice karışmasını sağlayın.
  4. Hamuru şeffaf folyoya sarıp en az 2 saat dolapda dinlendirin.
  5. Hamuru 2 parçaya ayırın ve ½ cm. kalınlığında açın. Hamur yapışkan olduğundan 2 yağlı kağıt arasında açarsanız daha kolay olucaktır.
  6. Tekrar dolaba kaldırın ve 20dk, daha bekletin.
  7. Fırını 190˚C (375˚F) ısıtınç. Dolaptan çıkarttığınız hamurları kurabiye kalıpları ile istediğiniz şekilde kesin. Eşit sayıdaki kurabiyelerden birer tanesinin içini reçel görünecek şekilde daha küçük bir kalıpla çıkartın.
  8. Önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 8-10 dk. pişirin. Ortası çıkarılmış olan kurabiyelerin üzerine pudra şekeri serpin. Diğer kurabiyelerin üzerine sevdiğiniz bir reçeli sürün ve ikisini birleştirin
Afiyet olsun.


Yazının devamı...
01 Kasım 2007

Kurabiyelerimle Kevgir 'e Konuk oldum..  

14 Yorum var


Bu ay bende Kevgir dergisindeyim. Esra ve Zerrin'in heray özenerek hazırladığı dergide bu ay kurabiyelerimle bende konuk oldum.

Umarım sizlerde beğenirsiniz. Kurabiyelerin dışında çok güzel tarifler ve bilgilerde var. KEVGİR Kasım sayısını okumak için buraya , kurabiye tariflerini okumak için ise buraya tıklayabilirsiniz.

Daha önce yayınladığım kurabiye tariflerimden bazılarınıda kolay ulasabilmeniz icin tekrar aşağıda listeledim.

Sevgiyle Kalın..



Zencefilli Düğmeler (Kevgir Dergisi)

İlk olarak yeni yıl yaklaştığı için burada mutlaka yapılan zencefilli kurabiyelerin farklı bir türünü yaptım. Hamur ince açıldığında tadı aynı ikea’da satılan ince zencefilli kurabiyelere benziyor.


Malzemeler

  • 125gr. Yumuşak tereyağ
  • ½ bardak kahverengi şeker
  • ½ bardak pekmez
  • 2 ½ bardak Un
  • 2 tatlı kaşığı zencefil tozu
  • 1 tatlı kaşığı karbonat

Hazırlanışı

1- Yağı ve şekeri mixerde krema haline gelene kadar çırpın. Pekmezi , elenmiş unu , karbonat ve zencefil tozunu ekleyip , yumuşak bir hamur olana kadar karıştırın.

2- Hamuru şeffaf folyoya sarıp buzdolabında min. 30dk. bekletin. Hamuru 2 yağlı kağıt arasında ince açın. Yuvarlak kurabiye kalıpları ile yaklaşık 24 adet kesin. Ortalarını bir ufak boy kalıp ile kesmeden hafifçe bastırın. Ardından 4 adet ufak delik açın.

3- Önceden ısıtılmış 190˚C (375˚F) fırında yaklaşık 10dk. pişirin.

4- Soğuduktan sonra ortasındaki deliklerden iplik geçirip servis tabağına alın.


Yazının devamı...
29 Ekim 2007

Yumurta Sarısı  

7 Yorum var


Yumurta, anne sütünden sonra vücudumuzun hemen hemen bütün besin öğelerini bulunduran tek besin kaynağımız. Kolay sindirebildiğimiz ve tamamına yakını vücudumuz tarafından proteine dönüşebilen yumurta sarısında bulunan D vitamini özellikle çocuklarda eksikliğine bağlı kemik bozukluğu oluşmasını engelliyor.

Peki şimdi nerden çıktı bu yumurta sarısı konusu diyeceksiniz. Nedeni renginden :)

Sabah kahvaltılarımızın vazgeçilmez vitamin deposu olan yumurtanın sarısı, her pişirdiğimizde nedense kayısı renginde olmaz. Yumurtayı beyazından ayırdığımızda etrafında hafif yeşilimsi bir renk oluşur. Eğer yumurtanız bayat değilse sebebi , tamamen pişirme tekniğine ve süresine bağlıdır. Yumurta uzun süre kaynatıldığında, sarısında bulunan demir ile beyazındaki sülfür birleşerek yumurta sarısının etrafında yeşil bir halka oluşturuyor. Bunu önlemek ise aslında çokda zor değil.

  • Tencereye su koyun ve kaynatın.
  • Yumurtanın küt tarafını bir iğne ile delin. Bu yumurtanın haşlanırken içindeki havanın dışarı çıkmasını sağlayıp basınç sebebiyle çatlamasını önler.
  • Kaynamakta olan suya dikkatlice koyup 8 dk. pişirin. 8 dakika yumurta sarısının etrafını hafif sert ama içini kayısı kıvamında pişirir.
  • Kaynadıktan sonra suyunu süzün ve kabı hafifçe sallayıp yumurtaların kenarlara çarpıp kabuklarının çatlamasını sağlayın ve hemen buzlu veya çok soğuk suya atın.
  • Soğuk su ile yumurtanın hızla soğutulması sağlanır ve daha fazla pişmesi önlenir. Bu şekilde kayısı renginde bir yumurta sarısı elde edilir.

Birde aklınızda olsun,

  1. Yumurta evde buzdolabında ve alınan orijinal karton kutusu içerisinde, yıkanmadan saklanmalıdır. Yıkandığında doğal koruyucu tabakasını kaybeder. Bu nedenle yumurta kullanılacağı zaman yıkanmalıdır.
  2. Yumurta buzdolabında güçlü kokusu olan besinlerin yakınında saklanmamalıdır. Çünkü yumurtanın kabuğu gözeneklidir ve yumurta güçlü kokuları emebilmektedir.
  3. Buzdolabında bir hafta bekletilmiş yumurta, oda ısısında bir gün bekletilmiş yumurtadan daha tazedir.
  4. Taze yumurta kırıldığında yumurta akı ve sarısı tamamıyla yayılmaz ve birbirine karışmaz. Ayrıca yumurta sarısı daha kabarık görünür.
  5. Yumurta uzun süre bekletilirse su ve karbordioksit kaybı nedeniyle ağırlığı azalır, bayatlar. Tuzlu suya atılan taze yumurta dibe çöker, bayat yumurta yüzeyde kalır.


Afiyet olsun.


Yazının devamı...
24 Ekim 2007

Çikolatalı & Antep fıstıklı mini çörekler  

5 Yorum var


Son zamanlarda Türkiye'de yaşananlardan dolayı içimden bir türlü oturup bloğa birşeyler yazmak gelmiyordu. Haberleri okudukça içim acıyor ve bilgisayarı kapatıyordum. Dayanılması gerçekten çok zor bu yaşananların. Allah, Mehmetçiklerimize güç, kuvvet, şehit analarımıza sabır versin. İnşallah en kısa zamanda herşey biter ve tüm anaların gözyaşları diner.

Uzun zaman önce sevgili Dilek beni sobelemişti ama bir türlü cevap yazamamıştım. Bu seferki mimin konusu " sevdiğiniz 3 şey" . İşte aklıma gelen 3 sevdiğim şey...

  • Kızımı ve ailemi çok seviyorum.
  • Çikolatayı ve çikolata ile yapılan hemen her şeyi çok seviyorum.
  • Keşifleri seviyorum. Yeni tatlar, yeni yerler, kısaca bir şeyleri yaratmak ve keşfetmek bana inanılmaz mutluluk veriyor. Aslında kısaca güzel olan herşeye tutkunum diyebilirim.
Uzun zaman oldu sobelenmemiş kimse kaldımı bilemiyorum ama hala sobelenmemişler ise sevgili Nihan , Gülenay ve Esra'yı sobeliyorum.


Çikolatalı & Antep fıstıklı mini çörekler


Bu tatlımı tatlı lezzetli çikolata çöreklerin hamuru elinize yapışacak kıvamda oluyor. Evet biraz yağlı ama lezzeti buyüzden. Çok fazla un koyarsanız yumuşaklığını kaybederler. Buyüzden şekillendirirken elinizi unlayarak yaparsanız daha kolay olucaktır. Ben ertesi günü yediğimde daha lezzetli bulmuştum. Çikolatası hamura sanki daha iyi yerleşmiş gibi geldi.

Malzemeler

Hamuru
  • 2+ 1/2 bardak Un
  • 1/4 tatlı kaşığı tuz
  • 220 gr. tereyağ ( 1 pk -2 stick)
  • 3/4 bardak yoğurt ( veya Sour cream)
  • 2 yumurta sarısı (1 tanesi üzerine sürülecek)
İçi
  • 1/3 bardak antep fıstığı
  • 1/2 bardak siyah çikolata (semisweet)
  • 1/2 bardak şeker
  • 1/4 tatlı kaşığı tarçın
Hazırlanışı
  • Unu ve tuzu kaba eleyin. Yağı ekleyip mixerde yaklaşık 2 dk. çırpın.
  • Ayrı bir kapta yoğurt ve 1 adet yumurtayı çırpın ve unlu karışıma ilave edin ve 1 dk. daha karıştırın. Mixerin pedalını çıkartıp bu sefer kaşıkla tekrar iyice karıştırın ve 2 ayrı parçaya ayırın.
  • Her parçayı şeffaf folyaya sarıp min. 1 saat buzdolabında bekletin.
  • İçini hazırlamak için, tüm malzemeleri rondoya aktarıp çikolata ve fıstıklar minik parçalara ayrılana kadar 15-20 sn. karıştırın.
  • Fırını 175C (350F) ayarlayın.
  • Dolaptan hamurlardan birini çıkarıp un serilmiş tezgahta yaklaşık 20x30 cm ebadında dikdörtgen şeklinde açın. Hamur yapışkan olduğu için un serperek açın. İç malzemenin yarısını hamurun üzerine yayın ve hafifçe oklava ile üzerinden bastırıp hamura biraz yapışmalarını sağlayın. Enlemesine 6 dilime ayırın. Her dilimi köşelerinden diğer ucuna kadar çaprazlama tekrar kesin. Böylece 12 adet üçgene benzeyen parçalar elde edeceksiniz. Diğer hamuruda aynı şekilde hazırlayın.
  • Üçgenleri geniş kenarlarından ince kenarlarına doğru hafifçe sarın. Yağlı kağıt serili tepsiye dizin.
  • 1 adet yumurta sarısını 2 yemek kaşığı su ile karıştırıp üzerlerine sürün. Tekrar üzerlerine şeker serpiştirin ve önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 25 dk. pişirin.
Afiyet olsun.


Yazının devamı...
11 Ekim 2007

İyi Bayramlar  

5 Yorum var

Öncelikle uzaklarda olan canım ailemin ve sizlerin mübarek Ramazan Bayramınızı kutluyorum. Sağlık, sevgi, barış ve mutluluk dolu şeker gibi bir bayram dilerim.

Sevgiyle Kalın


Yazının devamı...
01 Ekim 2007

Zeytin Ezmeli Açma  

19 Yorum var

Blogumu düzenlerken yayınlanmamışlar bölümünde en sevdiğim açmaların resmini gördüm. Bir ara yayınlarım diye çekmişim ama bir türlü fırsat olmamış tarifini yazmaya. Oysa inanılmaz güzel ve lezzetli olan bu açmaları nasıl olurda unutup yayınlamadığıma saşırdım. Yıllardır bizim evde yapılan artık klasikleşmiş olan bir açmadır bu. Standart açma tariflerindeki kadar yağ içermediği için hem daha az kalorili (!!!) olduğunu düşünüyorum hemde içindeki zeytin ezmesi sayesinde daha lezzetli. Resimde çok belli değil ama çokda güzel kabarıyorlar.

Neyse tarifimi bu kadar poh pohlama yeter diyorum ve hemen yazmaya başlıyorum. Kimbilir belki sizinde mutfağınızın vazgeçilmezleri arasına giriverir bu güzel açmalar.

Malzemeler

  • 2 su bardağı süt ( 1 bardak ılık olucak)
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 2 tatlı kaşığı tuz
  • 1 pk. yaş maya
  • Aldığı kadar Un
  • 3 çorba kaşığı zeytin ezmesi (içine sürmek için)
  • 1 yumurta sarısı (üzerine sürmek için)
  • çörek otu
Hazırlanışı
  • Önce ılık sütte bir parça şeker ile yaş maya eritilir ve kabarması için 2-3dk. bekletilir.
  • Bir kapta kalan süt, toz şeker, sıvıyağ, tuz ve maya konulur. Unu, hamur elimize hafifce yapışacak kıvama gelene kadar yavaş yavaş ekleyip hafif sıvı bir hamur elde edilir. Fazla un eklemeyin, yoksa sert olurlar. Nemli bir bez örtüp ılık bir yerde 1 saat dinlendirin.
  • Hamurdan parçalar alınır ve el ile hafifçe açılıp içlerine zeytin ezmesi sürülür. Rulo halinde sarılıp acma şekline getirilir.
  • Yağlanmış tepsiye dizilir ve tepside yine 45dk. - 1 saat kabarana kadar bekletirilir.
  • Üzerlerine yumurta sarısı sürülüp çörek otu serpilir.
  • Önceden ısıtılmış 200C fırında pişirilir.
Afiyet olsun.


Yazının devamı...
25 Eylül 2007

Karnıbahar Böreği  

5 Yorum var



Bir çok derde deva protein ve C vitamini deposu olan Karnıbaharın bir tek kıymalı yemeğini sevemedim. Ama fırında yapıldığında yada yumurtaya bulanıp kızartıldığında yanında yoğurt ile harika oluyor. Bizim evde karnıbahar fırında pişer. Buyüzden hep aynı yemek olmasın diye herseferinde değişik malzemelerle hazırlıyorum. Daha önceki yazılarımdan birinde de Fırında karnıbahar tarifini vermiştim. Bu seferki ise biraz daha değişik. Daha yogun bir kıvamda ama bir okadarda lezzetli bir börek tadında. Arzu ederseniz dometes sosu hazırlayıp üzerine dökebilirsiniz. Yada benim yaptığım gibi sarı kabakları sırayla dizip aralarına kaşar rendesi serpebilirsiniz.

Afiyet olsun.


Malzemeler

  • 1 adet karnıbahar

  • 1 çay kaşığı kabartma tozu

  • 2 adet yumurta

  • 1 su bardağı süt

  • 4 yemek kaşığı un

  • 1 bardak kaşar rendesi

  • 1 yemek kaşığı sıvıyağ

  • 1 çay kaşığı lezzet tuzu

Hazırlanışı

  • Karnıbaharları 3 dk. düdüklü tencerede haşlayın ve küçük çiçekler halinde ayırın.

  • Yumurtaları ve unu birlikte çırparak karıştırın. Azar azar sütü ilave edin. Sıvı yağ ve lezzet tuzunu ekleyin.

  • Haşlanan karnıbaharları yumurtalı karışımın içine aktarıp karıştırın.

  • Fırın tepsisini yağlayıp hafifce un serpin ve karışımı dökün.

  • Üzerine kaşar rendesi serpip 350C fırında pişirin.


Yazının devamı...
20 Eylül 2007

Sütlü Pirinç Tatlısı  

10 Yorum var

Evlenmeden önce hiç mutfağın yolunu bilmeyen ben, şimdi yeni keşifler için fırsat bulduğum her an mutfağa giriyorum. Tabii bu durumdan eşim gayet memnun :) Aslında bende gayet memnunum. Yemek kitaplarını karıştırmak, yemek bloglarını takip etmek hatta doğaçlama yeni lezzetler yaratmak inanılmaz zevkli gelmeye başladı. Hele bu yemek etkinlikleri muhteşem oluyor.

İşte yine bir yemek etkinliği ve bu seferki konu "Ramazan". Ramazan ayında bundan daha güzel bir konu seçilemezdi sanırım . Ev sahibimiz Süheyla'ya buradan teşekkürlerimi gönderiyorum.

Pirinç tatlısı hafif sütlü bir tatlı. Yumurtalı, yoğun kremalı (custard) , yani, krem karamele benzeyen tatlıları sevenler için bence denemeye değer. Fakat itiraf etmeliyim benim gibi bir çikolata delisi için çok uygun bir tatlı değil. Belkide tatlıların içinde tek sevmediğim tatlı olan krem karamele benzettiğim için olsa gerek :) . Fakat eşim gayet hafif ve lezzetli olduğunu söyleyince bende etkinliğe bu tatlı ile katılmaya karar verdim. Hayırlı Ramazanlar diliyorum herkese...

Malzemeler
  • 4 su bardağı süt
  • 1 su bardağı pirinç
  • 2 çay bardağı şeker
  • 1 çay kaşığı Un
  • 1 çay kaşığı nişasta
  • 2 yumurta
  • 1 çimdik tuz

Şerbeti

  • 1 bardak su
  • 3/4 bardak şeker
  • yarım limon suyu

Hazırlanışı

  • Pirinç bol suda iyice haşlanır ve pürüzsüz hale gelene kadar rondodan geçirilir.
  • Süt kaynatılır. İçerisine şeker, tuz, un, nişasta ve püre haline gelmiş prinç lapası ilave edilir ve kısık ateşte muhallebi kıvamında pişirilir.
  • Ilındığında yumurtalar ilave edilir ve hafif yağlanmış tepsiye dökülür.
  • Önceden ısıtılmış 180C fırında üzeri pembeleşene kadar pişirilir.
  • Şerbeti için su ve şeker kaynatılır. Ocaktan alınıcağına yakın limon suyu eklenir. Soğumaya bırakılır.
  • Fırından çıkan muhallebi iyice ılındığında, soğuk şerbet dökülür.


Yazının devamı...
19 Eylül 2007

Sebzeli Börek  

3 Yorum var


Geçen gün buzluğumu düzenlerken uzun zamandır bekleyen yufkaları gördüm ve artık daha fazla bekletmeden bir börek yapmalı dedim. Burada marketlerde satılan Apollo markalı FILO yufkaydı ve açtığımda büyük bir hüsrana uğradım. Yufka çok ince nerdeyse elimde dağılıp gidiyordu. Zaten bu yufkalar kağıt gibi oluyorlar. Nerde bizim güzelim yufkalarımız. Birde yufka açmayı öğrenebilsem değme artık böreklerin tadına :)

İç malzeme olarak evde ne var diye dolabı karıştırdım ve birer adet patlıcan ve kabak buldum. Bundan harika malzeme olmaz diye işe koyuldum. Yufkalara çok söylenmiştim ama sonuç beklediğimden çok daha güzel oldu. Yufkalar 7 numara ve ince olduğundan börek çıtır çıtır ve çok lezzetli olmuştu. Bende bu tarif mutlaka paylaşılmalı dedim ve resmini çektim. İşte iftarda yenebilecek güzel bir börek alternatifi diyorum. Haydi afiyet olsun.

Malzemeler
  • 1 adet kabak
  • 1 adet patlıcan
  • 1 ufak soğan
  • 1 adet iri domates
  • 7 numara Fılo yufka
  • 1 bardak Süt
  • 1 yumurta,
  • 1/2 bardak zeytinyağ

Hazırlanışı

  • Patlıcanı minik kare kare doğrayıp acısını alması için tuzlu suda biraz bekletin.
  • Soğanları çok ince doğrayıp tavada az yağla pembeleşene kadar kavurun. Ardından patlıcanları ekleyip 2-3 dk. kavurmaya devam edin.
  • Kabağı yine küçük kare halde dilimleyin ve patlıcanlı karışıma ilave edin. Ardından domatesi rendeleyip hepsi yumuşayana kadar pişirin. İstediğiniz ölçüde tuz ve biber atmayı unutmayın.
  • Bir kasede yumurtayı, sütü ve zeytinyağını karıştırın.
  • Bir tepsiye önce bir adet yufkayı koyun. sütlü karışımdan sürüp tekrar 2 kat daha yufka serin. Yufkayı parçalayarak koyabilirsiniz. Daha güzel oluyor. Üzerine patlıcanlı karışımı yayıp tekrar yufka, sütlü karışım, yufka serip istenildiği kadar kalınlıkta böreği hazırlayın. En son üzerine kalan sütlü karışımı döküp 375C fırında yaklaşık 30 dk. pişirin.

Önemli not: Türkiye deki yufkalar daha farklı olduğundan aralara koyacağınız yufka miktarını isteğinize göre belirleyebilirsiniz. Filo yufka çok ince olduğu için ben en az 3-4 adet yufkayı parçalayarak koymuştum.

Afiyet Olsun.


Yazının devamı...
14 Eylül 2007

YE26 # Guacamole  

8 Yorum var


Önceki yazılarımdan birinde meksika yemeği olan "Chili" tarifini vermiştim. Bu yemek ile birlikte Guacamole de yapmıştım ama bir türlü fırsatını bulup tarifini yayınlayamamıştım. Bu ayki yemek etkinligine evsahipligini yapan Cafe Gusto 'aperatifler ve mezeler' olarak konuyu secince ehhh işte tam zamanıdır dedim. Hazır resimde var .. bu seferde bu etkinliğe katılamasam üzülücektim gerçekten. İşte son anda kurtarıcım olan yum yum bir meze tarifi... :)

Guacamole

Meksika mutfağinın en sevilen ve bilinen bir mezesi. Avacado meyvası ile hazırlanıyor ve tortila cipsler ile servis ediliyor. Aslında sadece meze olarak değil yemeklerinde vazgeçilmezi. Chili yemeğinin yanında veya burrito içerisinde de kullanılıyor. Otantik meksika lokantalarında siyah taş bir havanda ezilerek hazırlanıyor. Orjinalinde limon suyu yerine yeşil renkli ve çekirdeksiz "Lime" denilen bir limon türü ve maydanoz yerine yine maydanoza benzeyen fakat daha keskin bir kokusu olan "cilantro" kullanılıyor.


Hımm şimdiden canım çekti. Gerçekten çok değişik bir lezzeti oluyor. Türkiye'de de sanırım artık kolaylıkla Avacado bulunabiliyor.

Gelelim tarifine...


Malzemeler


  • 2 adet kararmış ve hafif yumuşamış Avacado
  • 1/2 limon suyu
  • 1/4 bardak soğan
  • 1/2 Domates
  • 1/2 tatlı kaşığı Kimyon
  • 5-6 sap maydanoz
  • Tuz
  • Acı Tabasco sos (opsiyon)

Hazırlanışı

  • Soğanı ve domatesin çekirdeklerini çıkarıp çok ufak ayrı ayrı doğrayın.

  • Avacadoları ikiye bölüp bıçağı ortasındaki çekirdeğine yatay bir şekilde sertçe vurup saplayın. Bıçağı hafifçe döndürüp çekirdeği çıkarın. Bir kaşık yardımı ile içlerini çıkarın. Çatal ile ezip teker teker soğanı domatesi, ince kıyılmış maydanozu, yarım limon suyu, kimyon, tuz ve acı sosu ekleyip karıştırın. Tuzun ayarını isteğinize göre yapabilirsiniz. Karışımı püre gibi değil , ufak parçalarda olucak şekilde bırakırsanız daha lezzetli olucaktır.
  • Temizlenen avacado kabuklarının içine doldurup mısır cipsi ile servis edin.

Pratik Bilgiler:

  • Avacado meyvası ham haldeyken koyu yeşil renkte ve sert olur. Koyu yeşil veya siyaha dönük, hafif yumuşak olanlar yenilebilecek durumda olanlardır. Siyah renkli ve çok yumuşamış olanları ise artık zamanını yitirmiştir ve tadları bozulmuştur.

  • Avacadoyu yeşil ve ham halde alırsanız kağıt poşetin içine koyup oda ısısında bekletirseniz 2-4 gün içerisinde yenilebilecek yumuşaklığa gelecektir. Hafif yumuşak olanları ise hemen kullanmak istemiyorsanız dolaba kaldırabilirsiniz. Dolapda 2-3 sertliğini koruyacaktır.

  • Limon suyu avacadonun kararmasını önler. Eğer uzun süre buzlukta saklamak isterseniz, Avacadoyu püre haline getirip limon suyu sıkın ve karıştırın. Saklama kapına aktarıp buzluğa kaldırın. Yaklaşık 3-4 ay kullanabilirsiniz.

Afiyet olsun..


Yazının devamı...
06 Eylül 2007

Boston kazan, biz kepçe...  

2 Yorum var

Boston'a taşındığımızdan beri Cuma günleri genelde uzun yürüyüşler yaparak keşif turlarına çıkıyoruz. Haftasonları ise araba ile daha uzak mesafelerdeki sahil kasabalarına gidiyoruz. Aslında denize girmekte hedeflerden biri oluyor ama özellikle kuzey kısımlarda deniz çok soğuk olduğundan ben çoğu zaman sadece güneşlenmekle yetinmek zorunda kalıyorum :)
Kuzeyde sahil boyunca kurulan küçük şehirler upuzun kumsalları minik balıkçı tekneleri ile gerçekten gezip görmeye değer yerler. Özellikle Gloucester ve Rockport en beğendiğimiz yerlerden bazıları.

Gloucester'a girdiğinizde yol boyunca antikacı dükkanları ile karşılaşıyorsunuz. Antikadan pek anlamam ve pek de sevdiğim söylenemez ama bazen inanılmaz değişik şeyler görebiliyorsunuz. Ben antikacı dükkanından kitap almıştım, düşünün artık ne kadar anladığımı :) Çok güzel bir sahili var ama deniz inanılmaz soğuk. Küçük ve sevimli balık lokantalarında taptaze istakoz ve balık yiyebiliyorsunuz. "Causeway" adındaki küçük balık lokantası bizim favori yerimiz oldu bile. Canımız doyasıya balık yemek istediğinde buraya geliyoruz. Boston'dan yaklaşık 1 saat uzaklıkta. Eğer yolunuz düşerde giderseniz istakoz güvecini mutlaka denemelisiniz.

Rockport ise daha çok sanatçıların yerleşik olduğu bir sahil kasabası. Sanatçıları ve festivalleri ile ünlü bir yer. Sevimli dükkanlarda sanatçıların resimlerini satın alabiliyor, hatta bazı dükkanlarda resim derslerine katılabiliyorsunuz. Yazın birçok festivale de ev sahipliği yapıyor.

Şimdilik bukadar. İnşallah gezdiğim diğer yerleride anlatmaya devam edeceğim. Unutmadan başlıkdaki resim MIT Bilgisayar Bölümünün binası. Yamuk yumuk çok komik bir bina :)






Yazının devamı...
31 Ağustos 2007

Tatil bitti bavul gitti...  

7 Yorum var

Guzel ama bir okadar sorunlarla gecen tatilimiz sonunda bitti. Kizim ile ilk defa ucaga binip ailemi gormeye Turkiye"ye gittik. Fakar talihsizlikler pek yakamizi birakmadi.Ilk sorun pasaportta cikti. Yaklasik 1 ay evvel kizim icin pasaporta basvurmustuk fakat guvenlik kontrolleri uzun surecegi icin bizim gidis tarihine yetismeyecegini ogrendik. Turk Konsolosluguna gidip benim pasaportuma kayit ettirmeye karar verdik bizde. New York'a gittigimiz gun konsolosluga gidip islemlere basladik ama benim pasaportumun degismesi gerektigi ortaya cikinca elimiz ayagimiz birbirine girdi. Ama cok yardimci oldular ve hemen pasaportumu yenileyip kizimi benim pasaporta kayit ettirdik. Fakat daha sonra ogrenecegimiz uzere bu islemin pekde bir geregi olmadigi ortaya cikti. Bize kimse birsey soylememisti ama yinede biz iyice sorusturmaliydik sanirim. Neyse ayni gun havaalanina gidip check-in sirasina girdik. Sira bize geldiginde 2. sorunumuzla karsi karsiyaydik. Biletimiz 2.kere satilmis ve ucak dolu oldugu icin yer veremeyeceklerini soylediler. Dusunebiliyormusunuz biz Boston'dan gelmisiz, sabahki kosusturmalarin ardindan yerimizin baska birisine satildigini ogreniyoruz. Ertesi gunune baska bir havayolunda "DELTA" bize bilet verdiler. Herseyde bir hayir vardir dedik ve otele gittik. Ertesi sabah Delta bilet kuruguna girdik ve ozellikle bebegim oldugunu soyleyerek bebekler icin yatak konulabilen siradan yer istedigimi belirttim. Fakat yer olmadigini ucaga girmeden tekrar talebimi belirtmemi istediler. Esim inanilmaz sinirlenmisti artik. Cunku kendisi bizimle gelemedigi icin ucakda hicbir sekilde yardimci olamayacakti. Ucaga girmeden son yer degisikligi icin tekrar gorevliye rica ettim ve gayet kaba bir sekilde bana sadece yanimda bos bir koltuk verecegini soyledi. Bebegin yatmasi gerektigini belirtmeme ragmen hic yardimci olmadilar ve cok kabaydilar. Artik hem yorgunlukdan hemde yasananlardan sinir harbi gecirmek uzereydim ve yapacak hicbirsey yoktu. Bu sebeplerden DELTA hic kullanmiyordum ama kismet boyleymis iste...

Yorucu ve sinir bozucu bir yolculukdan sonra en guzeli ailemi karsimda gormekti. Beni karsilamaya geldiklerinde kimse beni gormedi bile desem yeridir :) Herkes kucagimdaki minik kizim ile ilgileniyordu hatta "Hey bende geldim" demek zorunda bile kalmistim. Boston'un havasindan sonra Turkiye bize inanilmaz sicak geldi nerdeyse nemden eriyecektik. Fakat en uzuldugum sey guzelim memleketimin susuzlukdan kurudugunu gormekti. Yesile dair okadar az sey kalmistiki olanlarda hergun yaniyordu. Buradaki yesillikden sonra Turkiyenin kurakligi icimi acitti.

Tatilimizin yaklasik 2.haftasinda kizim rahatsizlandi. Doktor viral bir enfeksiyon kaptigini soyleyip ilac verdi. Ilk antibiyotik ve oksuruk ilacina boylece baslamis olduk. 1 hafta sonra cok sukur iyilesmisti ama bu seferde antibiyotik kullanimindan dolayi butun agzi mantar oldu. Minigim bu seferde bu illetten kurtulmak icin ilac icmeye devam etti. Anlayacaginiz tatil bir turlu gelmiyordu. Ama cok sukur iyilestik ve geri kalan gunlerimiz akraba ziyaretleri , deniz ve gunes ile harika geciyordu.

Ayrilik vakti nedense sanki cok cabuk geldi bize. Sayili gun cabuk gecer derler bizimde gitme vaktimiz gelmisti. Havaalanina gidip yine bilet siramiza girdik ve suprizzz... Kizim benim pasaportuma kayitli oldugu icin benden ayrica kizim icinde vize istediler. Hatta gisedeki bayan kizim ile nasil Amerika;dan cikis yapabildigime bile sasirdigini soyledi. Sonuc ucamayacaktik. Biletimizi iptal ettiler. Esimi arayip hemen sorunu bildirdim. Konsoloslugu aramis ve kizim Amerikan vatandasi oldugu icin vize verilemeyecegini sadece pasaportu ile giris izin verebilecegini ogrenmis. Tabii pasaportumuz hala gelmedigi icin biz gerisin geriye ailemin yanina donduk. :)

3 gun sonra kizimin pasaportu geldi ve biz 1 hafta rotarla tekrar biletimizi aldik. Nedense ikinci ayrilik bana cok daha zor geldi. Hatta sirf bana degil benim minigim, canim yegenim Eren icinde cok sevdigi kardesinden ayrilmak hic kolay olmadi. Tekrar havaalanina girdigimde artik bildigim tum dualari ederek bilet kuyruguna girdim. Sonunda ucakdaydik ve hayirlisiyla evimize ulastik. Fakat bizi yine tatsiz bir supriz bekliyordu. Bavulum kayipti. Hemen bildirdik ama nafile hala bulunamadi. Bavulumun icindeki evime aldigim cicilerimemi uzuleyim yoksa kizima ve bana ait nerdeyse tum yazlik kiyafetlerimizin gidisinemi karar veremiyorum. Ama hayirlisiyla sag salim yuvamiza donduk ya cok sukur Allah'im...

Sevgiyle kalin


Yazının devamı...
11 Temmuz 2007

YE#24 : Limonlu Cheesecake  

9 Yorum var


Şimdi tatile çıkma zamanı... Tatile çıkmadan önce limonlu tarifler etkinliğine katılmayı cok istiyordum ama istediğim şeyleri yapmaya fırsatım olmadı. Yetişebilmek için son anda bu peynirli kek tarifini yapabildim. Hem kokusu hemde yoğun limon tadı ile yapımı gayet kolay ve lezzetli bir tatlı.

Blogumda daha once yazdığım bir limonlu kek tarifinin linkinide buraya aktarıyorum. Bence bir bakmadan geçmeyin derim.

http://uzakkose.blogspot.com/2006/02/limonlu-kek.html


Sevgiyle kalın.


Malzemeler


  • 500gr krem peynir
  • 3 yumurta
  • 1/2 bardak seker
  • 1/4 cup limon suyu
  • 1 limon kabugu rendesi
  • Yeteri kadar kedidili biskuvisi

Hazırlanışı

  • Krem peyniri, krema haline gelene kadar mixerde şeker ile birlikte çırpın ve teker teker yumurtaları ekleyin. Ardından limon suyu ve limon kabuğu rendesini ekleyin.
  • Yağlı kağıt serili kelepçeli kek kalıbına kedidili biskuvilerini sırayla dizin boşluk kalmayacak şekilde. Üzerine peynirli karılımı aktarıp önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 55 dk pişirin.
  • 1 gece dolapta beklettikten sonra servis yapın.


Yazının devamı...
09 Temmuz 2007

Ev Yapımı Pesto  

4 Yorum var


Geçen Cumartesi Boston'da kurulan Pazara gittiğimde mis gibi kokan fesleğenleri dayanamayıp aldım. Şimdi fesleğen zamanı olduğu için tazecik yapraklarından pesto yapmanın ve buzluğa atmanın vakti gelmişti. Pesto gerçekten çok lezzetli bir sos. Türkiye'de cam kavanozlarda makarna salatası olarak satılıyor bildiğim kadarıyla. Hem fiyatı pahalı hemde konserve oluşu nedeniyle tazesi kadar lezzetli olmayacağını düşünüyorum. Ayrıca evde yapımıda hiç de zor olmayan bu güzel sosu birçok yerde kullanabilirsiniz. Mesela;

  • Izgara edilmiş sebzelerle hazırlayacağınız sandüviçin içine sürebilirsiniz
  • Haşlanmış patates püresinin içine katabilirsiniz
  • Sebze çorbasına ekleyebilirsiniz
  • Krema ile karıştırıp makarna sosu hazırlayabilirsiniz
  • Mozarella peyniri ile birlikte harika bir pizza hazırlayabilirsiniz
  • Zeytinyağ ve sirke ile karıştırıp salatanıza sos yapabilirsiniz.
  • Omletinizin içine katabilirsiniz.

Pesto'nun içerisine genellikle permesan peyniri rendelenir. Fakat buzluğa atacaksanız pestoyu kullanmak istediğinizde peyniri eklemeniz daha sağlıklı olucaktır.

Yaklaşık 1 bardak Pesto için;

Malzemeler

  • 1/2 bardak ceviz veya şamfıstığı
  • 4 bardak fesleğen yaprağı
  • 1 adet sarımsak
  • 1/4 bardak zeytinyağı

Hazırlanışı

  • Fırında cevizleri 7-8 dk. kavurun.
  • 2 bardak tuzlu suyu kaynatın. Fesleğen yapraklarını atıp kaşıkla 1-2 kere çevirip hemen soğuk su dolu bir kaba aktarın. Kurumaları için kağıt havlunun üzerine alıp tamamen kurumalarını bekleyin.
  • Rondonun içine cevizleri, fesleğen yapraklarını, sarımsağı, tuz ve biberi ekleyin. Cevizler iyice parçalanana kadar karıştırın.
  • Rondo çalışırken azar azar zeytinyağını aktarın ve sos kıvamına gelene kadar karıştırmaya devam edin. Gerekirse zeytinyağını daha fazla koyabilirsiniz.
  • Buz kalıplarına birer kaşık sosdan koyup buzlukta 1 gece bekletip buzdolabı poşetlerine aktarıp, yaklaşık 6 ay saklayabilirsiniz.
  • Pestoları kullanmak için dolaptan cıkartıp 25-30 dk dısarda bekletebilir veya 30 sn. mıkrodalgada ısıtabilirsiniz.

Afiyet olsun.




Yazının devamı...
06 Temmuz 2007

Kabaklı ve Havuçlu Muffın  

1 Yorum var



Mutlaka herkesin tarif defterinde tuzlu bir kek tarifi vardır. Bu tuzlu kekde benim favori keklerimden biri. Özellikle pazar kahvaltılarında çayın yanında harika oluyor. Zeytinyağı ve içerisindeki sebzeler sayesinde de daha hafif ve besleyici bir kek olduğunu düşünüyorum. Özellikle genelde sebze sevmeyen minik canavarlar için harika bir secenek bence...

Malzemeler

  • 2 bardak Un
  • 1,5 yemek kaşığı kabartma tozu
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 1/2 bardak ince rendelenmiş havuç
  • 1/2 bardak rendelenmiş yemeklik yeşil kabak(suyunu iyice sıkın)
  • 1/2 bardak rende taze kaşar peyniri
  • 2 yemek kaşığı dereotu
  • 3/4 bardak süt
  • 1/2 bardak zeytinyağ
  • 2 yumurta
  • 2 tatlı kaşığı deniz tuzu

Hazırlanışı

  • Fırını 200°C ısıtın. Muffin kalıplarını hafif yağlayıp unlayın.
  • Unu ve kabartma tozunu bir kaba eleyin. Şeker, havuç, kabak, peynir ve dereotunu ekleyin.
  • Süt, yumurta ve yağı ayrı bir kapta karıştırıp diğer malzemeleri de ekleyip kaşık yardımıyla iyice karıştırın.
  • Muffin kalıplarına aktarıp üzerlerine deniz tuzu serpiştirin.
  • Önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 12-15 dk. veya içlerine cubuk batırıp temiz çıkana kadar pişirin. Ilık servis edin.

Afiyet olsun


Yazının devamı...
25 Haziran 2007

Patlıcan Kebab  

3 Yorum var


Patlıcanı çok seviyorum ama patlıcanla yaptığım yemek sayısı çok sınırlı ve çoğunda da patlıcanlar mutlaka kızartılıyor. Evimizde mümkün olduğunca kızartma türü şeyler yapmamaya çalışıyorum. buyuzden de patlıcan yemekleri sayısı dahada sınırlı hale gelmiş oluyor benim için. Fakat patlıcan çok saglıklı bir sebze oluncada evimden eksik etmemeye çalışıyorum. Bu yemeği ise tamamen doğaçlama hazırladım. Yaparkende aman inşallah güzel olurda bu kadar harcadığım zamana değer diye dua ettim. Sonuçmu hakikaten değdi bence.. Sanki çok ağır ateşte saatlerce pisen çok lezzetli bir kebap gibi olmuştu. Belki bazılarınızda zaten bu şekilde yapıyor olabilirsiniz ama bu benim ilk denemem ve sizlerle paylaşmak istedim.



Malzemeler



  • 1 adet bostan patlıcanı

  • 1/2 kilo parça dana eti

  • 1 adet soğan

  • 1 yemek kaşığı salça

  • 1 dolu yemek kaşığı kekik

  • 2 adet domates

Hazırlanışı


  • Bostan patlıcanını hareli soyup 1 parmak kalınlığında halka halinde kesin. Tuzlu suda acı suyunu çıkarana kadar yaklaşık yarım saat bekletin.

  • Düdüklü tencerede etleri hafifçe kavurun. Ardından soğanları yarım ay şeklinde ince ince doğrayıp yumuşayana kadar pişirin. Salçayı, etleri, baharaı ve yaklaşık 1 bardak suyu ilave edip 16dk. düdüklüde pişirin.

  • Patlıcanları ızgarada hafif yaplayıp kızartın. Ben fırının altında broil denen bölümde yaklaşık 5dk. arkalı önlü ızgara ettim.

  • Domatesleride ocakta az yada halka halka doğrayıp pişirin ve rondoda püre haline getirin.

  • Domates püresinin yarısını tavaya alın ve üzerine patlıcanları koyup 2dk arkalı önlü çevirip pişirin. Pişen patlıcanları fırına dayanıklı bir uzun kaba dizin.

  • Etleri çatalla ince şeritler halinde lif lif ayırıp patlıcanların üzerine yayın. En üstünede kalan domates püresini koyup çok az su ilave edin. Fırın kabını alüminyum kağıt ile kaplayıp 20dk. fırında pişirin.

  • Haşlanmış patatesi kaşar rendesi ile püre haline getirip etleri üzerine döküp servis yapın.
Afiyet olsun


Yazının devamı...
22 Haziran 2007

Somon Köfte  

6 Yorum var

Sanırım hayatımın hiçbir döneminde bu kadar çok balık yememişimdir. Bu durumdan hiçde mutsuz değilim aslında. Hem sağlıklı beslenmek adına hemde süt verdiğim için bebeğime çok faydalı. Temizlenmiş sırf et halinde (fileto) balıkları çok seviyorum. Biliyorum kılçıklı balıklar çok daha lezzetli oluyor ama temizlemek için sarfedilen zamanda benim tüm iştahım kayboluyor. Heran boğazıma kılçık takılacakmış hissi ile güzelim balığın tadına varamıyorum bile. Buyüzden İstanbul'da iken sadece palamut balığını büyük bir zevk ile yiyebiliyordum. Ahh aslında şimdi olsada yesek keşke. Nasılda özledim tazecik palamut balığını..

Genelde konserve tuna balığı köftesini farklı bir tarif ile yapardım. Fakat bu tarifi bir ingiliz yemek dergisinde gördükten sonra mutlaka denemeliyim diye not almıştım. Eşimde benim gibi yemek konusunda açık fikirli olunca yeni şeyler denemek inanilmaz çekici geliyor bana. Sonuçta bazen hiç beklemediğiniz lezzetlerle karşılaşabiliyorsunuz.

Balıka köftelerini hazırladıktan sonra ayrı ayrı yağsız kağıda sarıp buzlukda donduruyorum. Böylece evde yemek olmadığında buzluktan çıkarıp pişirmesi inanılmaz kolay ve pratik oluyor.
Ölçülerini orantılı şekilde isteğiniz kadar yapabilirsiniz. İşte tarifi umarım sizde beğenerek yersiniz.

Sevgi ve sağlıkla kalın.

Malzemeler

  • 800 gr Somon fileto (derisi temizlenmiş)
  • 2 defne yaprağı
  • küçük bir bağ dereotu
  • 500 ml. süt (balık miktarına göre değişken)
  • 600gr. patates
  • 1 limon kabuğu rendesi
  • 4 yemek kaşığı mayonez
  • 1 tatlı kaşığı hardal
  • 4 yemek kaşığı konserve kapari (OPSİYONEL)

Kızartmak için

  • 1 yumurta
  • 100 gr. bayat ekmek kırıntısı (galeta unu)
  • 4 yemek kaşığı kızartmak için yağ

Hazırlanışı

  • Balıkları, defne yaprakları ve dereotu ile tavaya koyun. Sütü ilave edin ve orta ateşte pişirin. Tüm sütü kullanmayabilirsiniz, sadece üzerini kaplayacak kadar olması yeterli.
  • Süt kaynayınca tavanın altını kısıp 4 dk. kaynamasını bekleyin ve ocağı kapatın. Sütün içinde balıkları 5 dk. daha bekletin ve iyice piştiklerine emin olduktan sonra tabağa alın.
  • Çatal ile balıkları lif lif irice parçalayın.
  • Ayrı bir kapta patateslerin kabuklarını soyun ve küp küp doğrayıp haşlayın. Haşlama suyunu boşaltıp patatesleri 2 dk. soğuması için bekleyin.
  • Patatesleri tekrar ocağa alın ve püre haline getirerek 1-2 dak tamamen kuru ve puf puf olana kadar pişirin. Limon suyunu, mayanozi, hardalı, kapari ve istenilen baharatlar ilave edip iyice karıştırın ve ocaktan alın.
  • Balıkların varsa kalan suyunu tekrar süzüp patates püresi ile yavaşça karıştırıp tamamen özümsemelerini sağlayın.
  • Un serpilmiş tahta üzerinde yaklaşık 2,5 cm kalınlığında 8 veya 10 adet yuvarlak köfteler hazırlayın.
  • Köfteleri önce çırpılmış yumurtaya sonra galeta ununa bulayıp kızgın tavada heriki taraflarınıda 5 dk. olmak üzere pişirin.

Afiyet olsun.


Yazının devamı...

linkwithin

Related Posts with Thumbnails