15 Mayıs 2010

Barbie Kek  

8 Yorum var


 Kızımın doğum günü pastasından sonra fondant ile bu ikinci dogum gunu pasta calismam. Fondant ile çalışmak biraz yorucu, ama arkadaşımın tepkisini gördükten sonra değdi diye düşünüyorum. Kekin alt kısmı yağlı krema (buttercream) ile kaplı ,sadece barbie bebeğin kıyafeti fondant. 


Yazının devamı...
11 Mayıs 2010

Butik çikolatalarım  

6 Yorum var


Düş gibi ama gerçek. Sonunda çikolata da yaptım. Hemde franbuaz kremalı, nane aromalı , maple kremalı daha neler neler.. İşte bu güzellikler Anneler gününde kendime (ve tabiki evde bekleyen miniklere) yapılmış bir hediye.


Yazının devamı...
27 Nisan 2010

Doğum gününe özel  

12 Yorum var


Bugün benim doğum günüm. Neşe doluyor insan diye devam etmek geldi içimden şimdi :-)

İnsan belli bir yaştan sonra doğum gününü kutlamak bile istemez ya (aslında bende onlardanım) , nedense bugün tam aksine herkesle üstelik lezzetlimi lezzetli bir turta görüntüsü ile doğum günümü kutlamak istedim. Ayrıca benim gibi bu tarihte doğan herkesin de doğum günü kutlu olsun.       Mutlu Yıllar...

Çok komik oldu biliyorum şaşırdınız...  Ama canım öyle istedi işte. Nede olsa bugün benim doğum günüm canım ne isterse yapabilirim dimi.

Tarifi yakında burada....

Frangipan ve Franbuazli Tart

1 adet tart hamuru -pate Sable  (begendiğiniz bir tar tarifini kullanabilirsiniz)

yarım pk (120gr) yumusak tereyağ
1 bardak badem ezmesi (almond paste)
2 yumurta
1 tatlı kaşığı limon kabuğu rendesi
2 yemek kaşığı un

mıxerde tereyağını crema haline gelene kadar çırpın. Ardından badem ezmesini koyup tekrar çırpın. Yumurtaları tek tek ılave edip çırpmaya devam edin. Unu ve limon kabuğunuda ilave edip son bir kere çırpın. Hazırlanmış tart kalıbına karışımı döküp 150C (350F) üzeri altın sarısı kıvamına gelene kadar pişirin.

Fırından çıkarttıktan sonra biraz soğumasını bekleyin ve franbuazları üzerine dizip şekerli su ile parlaklık verin.


Yazının devamı...
26 Nisan 2010

Tuzlu kurabiyeler  

6 Yorum var


Ne kadar tembel oldum yine bu aralar. Oysa yazılacak o kadar tarif varki hangisinden başlasam karar bile veremiyorum. Bir ara paylaşılacak kadar güzel pek tarifim olmadığı için yazamıyordum peki şimdi bahanem ne TEMBELLİK. Bilgisayarı elime alınca yazı yazmak yerine başka konulara takılıyorum ve bizim tarifler yine arada kaynayıp gidiyor. O kadar çok kek- pasta tarifi yaptım ki geçtiğimiz 2 ay boyunca artık evde rejim rüzgarlarını estirmenin vakti geldi. "Rejim ve ben"  birbirini sevmeyen  ikili. nasıl olucaksa bakalım görecez. Peki neden bu kadar kek-pasta... Cambridge School of Cullinary Arts 'da pastacılık eğitimleri alıyorum desem.  Çok uzun zamandır böyle bir kursa gitmeyi hayal ediyordum , ama fırsat bulamadığım için yerine deli gibi pastacılık kitapları almaya başlamıştım. Sonunda kurslara başladım ve herhafta sonu eve kutularca pastalarda gelmeye başladı , ardından kilolarda...

Kurslarda detaylı resimler çekme fırsatım olmadı ama yapılanların bitmiş hallerinden bazı örnekler çekebildim ve tarifleriyle inşallah önümüzdeki günler sizlerle olacaklar  :-) Ama tatlı tariflerine başlamadan araya bir tuzlu koyalım istedim. Klasik tuzlu kurabiyeler ama ben içine biraz krem peyniri koyuyorum gayet lezzetli oluyor. Umarım sizde beğenirsiniz.

Mahlepli Tuzlu Kurabiye
Malzemeler:

  • 2 çay bardağı sıvıyağ


  • 2 yumurta


  • 1/2 çay bardağı sirke


  • 2 çay kaşığı tuz


  • 50 gr. krem peyniri (yaklasik 1/4 pk)
  • 1 paket kabartma tozu


  • 1 tatlı kaşığı mahlep


  • Aldığı kadar un


  • Çörek otu (üzerine serpmek için)



  • Yapılışı:

  • Fırını 175C (350F) derecede ısıtın.Yumurtalardan birisinin sarısını ayırın.


  • Çörek otu dışındaki diğer tüm malzemeleri karıştırıp yumuşak bir hamur elde edin.


  • Hamuru merdane ile 3-4 mm kalınlığında açıp yuvarlak mini kurabiye kalıbı ile kesin ve yağlı kağıt serili tepsiye dizin.


  • Üzerlerine ayrılan yumurta sarısını sürüp çörekotu serpin.


  • Önceden ısınmış fırında üstleri kızarana kadar pişirin.



  • Afiyetle


    Yazının devamı...
    22 Nisan 2010

    Dünya ve insanlık günü  

    3 Yorum var

    Bugün Dünya Günü (Earth Day). Dünyamızı kaybetme aşamasına geldikten sonra sadece birgün Dünya günü ilan etmek ve bugünü kutlamak herseyi düzeltebilecek mi. 40 yıldır bugün kutlanıyor ve acaba kac kişinin umurunda yada haberi var. Kutlamak yerine sadece 1 gün dahi olsa dünyamızı öldürmeye ara versek belki bir faydası olurdu.Dünyayı kirleten büyük firmalara hatta devletlere karşı ben tek başıma ne yapabilirimki diye düşünmeden ufakda olsa yapabileceğimiz birçok şey var emin olun. İlk aklıma gelen belkide en bilineni plastik şişeler kullanmayın. Geri dönüştürüme önem verin ( siseleri, kağıtları geri dönüşüm kutularına atın)ç En güzel örneklerden biri de ÇEKÜL vakfının sitesinde. Yeni evlenecekler için inanılmaz güzel bir nikah şekeri. Hem alan için hemde veren için unutulmaz bir hediye. Aslında bugün yazmak istediğim konu farklıydı ama herzamaki gibi dayanamadım işte birşeyler yazmak istedim bugün için.

    Esas yazmak istediğim konu ise yediğimiz yiyecekler hakkında. Dün akşam lokal bir kanalda yayınlanan Food Inc. belgesel filmini izledim. Keşke izlemeseydim. Gece hiç uyuyamadım desem. Sağlıklı diye düşündüğümüz bir çok ürünün genleri ile oynandığı, yediğimiz etlerin, tavukların, yumurtaların, hatta çocuklarımıza içirdiğimiz sütün nekadar tehlikeli olabileceğini öğrenmek. İnanın bu filmi seyretmenizi önermek için kararsız kaldım. İzleyin istiyorum çünkü hem evlatlarınız hemde kendi sağlığınız için belki birşeyleri değiştirmeye başlayabilirsiniz. Ama bu filmi izledikten sonra markete gidip eskisi gibi alışveriş yapabilirmisiniz emin değilim. Hatta gönül rahatlığıyla çocuklarınıza tekrar hamburger yedirebilirmisiniz bilmiyorum. Filmde büyük firmaların insan hayatını nasıl etkilediğini, devletin bu konuda hiçbirşey yapamadığını açıkça görebilirsiniz. Ama bir gerçekte az gelirli bir aile iseniz sağlıklı ürünler alabilme imkanınızın nekadar az olduğu. Özellikle Amerika'da $1 'a hamburger alabiliyorken sadece organik 1 adet domates veya armut alabiliyorsunuz. Bu şekilde insanlar nasıl sağlıklı beslenebilir ki. Filmin sonunda bazı tavsiyeler yazmışlardı , eğer yapabilirseniz;

    • Coca cola gibi bol şeker içeren içecekleri az tüketin,
    • sağlıklı olduğuna inandığınız lokal çiftliklerden alın,
    • Sebze ve meyveleri mevsiminde alın,
    • organik ürünleri tercih edin,
    • Haftada bir günü et yenilmeyen gün ilan edin,
    • aldığınız ürünlerin MUTLAKA içindekiler etiketini okuyun,
    • Fast food yerine evinizde yemek pişirin,
    • Sebzelerinizi küçük bile olsa kendi bahçenizde yetiştirin ( büyük saksılarda balkonda rahatlıkla domates, patlıcan gibi sebzeler yetiştirebilirsiniz. )

    Tek dileğim Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) içeren ürünlerlerin tamamen ortadan kaldırılıp doğal ürünlerin yetiştirildiği ve yenilebildiği temiz, ve yemyeşil bir dünyada evlatlarımızın yaşaması.


    Yazının devamı...

    linkwithin

    Related Posts with Thumbnails